27 Eylül 2012 Perşembe

FİLM EKİMİ RÖPORTAJIM VE BU SENENİN TOP 10 FİLMİM


Film Ekimi yazımı hazırlamadan önce kafamda bazı sorular vardı. Bu nedenle,en iyisi işin başındaki kişi ile kontak kurmak gerek dedim ve İKSV Film Festivali Direktörü Sayın Azize Tan ile geçen gün bir araya geldik.

Festival öncesi  bu yoğun programında bana vakit ayırarak sorularıma cevap verdiği için ona çok teşekkür ediyorum.


1)Festival ismi neden FİLM EKİMİ? Bu isim nereden çıktı?

Ekim ayı sinema seyri için çok uygun bir ay en başta. Eylül,Ekim gibi sinema piyasası canlanmış olur. Ama bizim için en önemlisi Venedik,Toronto,Cannes ve Londra gibi uluslararası film festivallerinde gösterilen filmlerin aralarını aşmadan burada kendi seyircimizle en erkenden buluşturmak. Bu nedenle,Ekim ayı zamanlama açısından çok doğru. 

2)İzleyicinin Film Ekimi festivaline ilgisi nasıl? Kaç yıldır yapılıyor ve biraz istatistiksel bilgi 
verebilir misiniz?

Film Ekimi bu sene 11. yılında. İlk düzenlediğimiz sene bir salon ve en fazla 20 filmle yola çıkmıştık. Bugün ise 39 film ile yolumuza devam ediyoruz.  Seyircinin ilgisi bu sene gene çok yüksek. Bir sürü talep edilen film için ek seanslar düzenledik. Geçen sene 43.000 izleyicimiz olmuş bu sene bu rakamın 50.000 gibi bir seviyeye yükselmesini bekliyoruz.

3)Ne kadar zaman önce çalışmalara başlıyorsunuz? Festival kapsamında olacak filmler neye göre,kim tarafından seçiliyor? En büyük karşılaştığınız güçlük ne festivali düzenlerken?

Bir sene önceden bayağı yoğun kapsamlı bir çalışma başlatıyoruz. Bizim gerek Film Ekimi olsun gerek İstanbul Film Festivali için olsun takip ettiğimiz konsept ve akımlar var. Sadece Cannes, Berlin,Venedik,Toronto gibi festivalleri değil ayrıca yönetmen sineması da takip ettiğimiz için  hem biz hem de yönetmenlerden oluşan bir film danışman ekibimiz var. Hep beraber bu seçimleri belirliyoruz.

Karşılaştığımız ve bazen bizim elimizde olmayan en büyük sorun ise istediğimiz filmleri zamanlama  açısından festivallerimizde sunamamak. Bir sonraki festival sürecine kadar beklemek.

Uluslararası film dağıtıcıları ya da filmin prodüktörleri filmleri bizim istediğimiz süreçte hazır edemiyorlar ya da filmler ilk Toronto Film Festivalinde gösteriliyor ancak malzemesi buraya gelmeye hazır olmadığı için getirtemiyoruz. Bu nedenle, Film Ekimi için niyet ettiğimiz bazı filmleri zamanlama problemi nedeniyle İstanbul Film Festivali kapsamında gösterebiliyoruz.

4)Film Ekimi için önümüzdeki yıllarda değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

İçerik olarak butik bir festival düzenlediğimizi düşünüyorum . O nedenle, içerik kapsamında bu çizgimizi devam ettirmeyi planlıyoruz. Ama benim için en büyük değişiklik geçen seneden beri festivalimizi İstanbul dışında da paylaşıyor olmamız. Bu bir gelişim tabi ki. 

Bu sene Avrupa Birliği MEDIA programı desteği ve Saraybosna,Transilvanya, Sofya film festivalleri iş birliği ile İzmir, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep ve Erzurum'da gösterimlerimiz olacak.

5)Peki sizin Nisan ayında yapılan İstanbul Film Festivalinde en sevdiğiniz filmler hangisi idi? 
 Bu sene ki Film Ekimi programında hangi filmler favorileriniz? 

Ben şahsen keşif sineması hayranıyım. Bu kapsamda Nisan ayında İstanbul Film Festivalinde en çok iki film etkilemişti beni. Bir tanesi bu sene Oscar alan İran sinemasını dünyaya duyuran "A Seperation" (Ayrılık )ve yönetmenliğini Bela Tarr'ın yaptığı "Torino Atı". Bu sene ise Film Ekiminde  favorilerim NO, Amour ve Pieta gibi gözüküyor.

Azize Hanım'ın belirttiği gibi bu sene festivale çok talep olması nedeniyle 29 Eylül'de başlayacak program aslında 28 Eylül'de başlıyor olacak. Hemen duyuralım. Bir sürü filme ek seans konuldu. Biletler tükenmeden hemen almak gerek.

Ve şimdi sizin için kendi zevkime göre seçtiğim ve gideceğim 10 filmi tanıtmadan önce bu aşağıdaki 2012 Film Ekimi tanıtım videosunu izletmek istedim.  Bu sene neler bizi bekliyor bir ön bilgimiz olması açısından yardımcı olacaktır.


Videodan da görüleceği gibi inanılmaz iyi filmler bizi bekliyor bu sene. Film kalitesi bayağı yüksek. Seçim yapmak zor. İnanın her sene rutin yaptığım gitmek istediğim 10 filmi çıkarırken bu sene ki seçimlerimde zorlandım.


Filmlerde çok tanıdık simalar ve ayrıca çok iyi yönetmenlerin işleri var.

Festival filmlerinin vazgeçilmez isimlerden Gael Garcia Bernal,Moritz Bleibtreu, Mads Mikkelsen gibi klasik isimler bu sene de festivalde bizlerle.

Ayrıca çok ünlü Oscar ödüllü oyuncuların da bulunduğu filmler mevcut. Hellen Mirren,Tim Roth,Noomi Rapace, Benicio Del Toro,Gabriel Byrene,Rachel Mcadams,Charlotte Rampling,İsabelle Huppert gibi isimler ve daha fazlası.

Yönetmenlerden ise Kim Ki-Duk, Micheal Haneke,Fatih Akın Bernardo Bertolucci,Brian De Palma, Kevin Mcdonald var.

Ayrıca daha önce izlediğim ve şaşırtıcı şekilde sinematografisini beğendiğim Madonna'nın W.E isimli filmi portföye renk katmış.

Festivalde toplam 39 film gösterilecek. Gönül isterdi ki zaman açısından hepsine gidebileyim. Ama maalesef olmuyor.

Bu nedenle, Aciman'ın tavsiye edeceği filmleri aşağıda fragman görüntüleri ile paylaşmak istedim. Umarım sizin içinde film biletlerinizi almadan önce güzel bir referans olabilir.

İşte bu seneki favorilerim:


AMOUR -AŞK
Micheal Haneke'nin bence en yumuşak ve aşk,sevgi,ölüm gibi daha insani duygulara hitap eden ama bir o kadar da gerçekçiliği ile derin duygular bırakacağına inandığım filmi.

Hemen hemen tüm eleştirmen ve kritikler tarafından tavsiye edilen filme ek seans konuldu .Sanırım festival sonrası vizyona girecektir. IMDB puanı 8.1.




BEAST OF THE SOUTHERN WILD- DÜŞLER DİYARI


Fragmanını ve başrolü oynayan minik aktör Quvenzhane Wallis'i görünce içim ısındı kesinlikle buna bilet alacağım dedim. Etkileyici bir kahramanlık öyküsü bizi bekler.

6 yaşındaki Hushpuppy'nin cesaret ve sevgiyi öğrenmesinin hikayesi. IMDB puanı 7.7. Bu filme de ek seans konuldu.


NO- HAYIR

Gael Garcia Barnel olur da onun filmleri seyredilmez mi? Bir düşündüm de kendisinin rol aldığı ve son beş yıldır İstanbul'da yapılan film festivallerinde gösterilen bütün filmlerini seyretmişim.

Bu jönün rol seçimlerine bayılıyorum. Hele bu film Şili'nin askeri diktatörü Augusto Pinochet'in zulüm dolu yıllarının sona erişini ve iktidardan indiği dönemi anlatıyor. Yakın dünya tarihinden bir kesit, kesinlikle izleyeceğim.
IMDB puanı 7.8.  No filmi de ek seans konulan filmlerden biri.





JAGTEN-ONUR SAVAŞI

Çamur at izi kalsın lafına uygun bir drama çıktı karşıma. Zaten bu aktör Mads Mikkelsen'e bayılırım.

IMDB puanı 7.9 olan bu filmde haksız yere çocuk taciziyle suçlanan bir adamın dramı anlatılıyor. Yine ek seans konulan filmlerden biri.




PIETA-ACI 
İşte olmazsa olmazlarımdan her festivalde takip etmeye çalıştığım Güney Kore sinemasından bir örnek daha. Ünlü yönetmen Ki-Duk Kim'in son filmi Acı.

Venedik Film Festivalinde Altın Aslan ödülünü kazanan filmi çok merak ediyorum. Bu film de Haneke'in Aşk filmi gibi tüm eleştirmenler tarafından festivalin en iyi filmlerinden biri şeklinde öne sürüldü. IMDB puanı 7.7.

Ek seans biletleri bitti sanırım. Ama büyük ihtimal vizyonda seyredebileceğiz.





PASSION -TUTKU
Çok yüksek ihtimal yine festival sonrası vizyona girecek filmlerden biri daha.   Büyük usta Brian De Palma'nın filmi. IMDB puanı 7.1. Psikolojik gerilim sevenlere duyurulur.






MARLEY



Muhakkak yapmaya çalıştığım her festivalde ya müzikal ya da böyle biyografik belgesel izlemek. Acayip hoşuma gidiyor. İlk bilet alacağım film bu.

IMDB puanı 7.9.

Kulaklarımızın pası gene silinecek... Şu fragmana bir göz atarsanız eminim benle aynı fikirde olacaksınız. Oscar ödüllü yönetmen Kevin Mcdonald'ın vizyonu ile.








LOOPER-TETİKÇİLER

Güzel haber,12 Ekim'de vizyona girecek bu film. Hani bilet bulamazsanız hiç problem etmeye gerek yok.


2072 yılında geçen  ünlü bir kadro eşliğinde iyi bir bilim-kurgu,aksiyon filmi seyredeceğiz. IMDB puanı 8.5.








DIE VIERTE MACHT- DÖRDÜNCÜ KUVVET
Bu filme nasıl gitmem? Alman yönetmen Dennis Gansel'in son filmi.

Mr. Gansel'i "We are The Nights" ve "The Wave" isimli bayağı ses getiren iki filminden hatırlayabilirsiniz. The Wave'i izlemediyseniz çok çok iyi filmdir. Bu arada onu da tavsiye ederim.

Bu sefer Rusya'da geçen ve politik tarafı ağır basan bir filmi ile karşımızda. Tabi ki baş rolde  Moritz Bleibtreu var.




THE DOOR- KAPI 

Bu kadın hangi filme oynasa seyrederim gibi bir iddiam olmamasına rağmen baktım ki hemen hemen tüm filmlerini seyretmişim.

Festival kapsamında da olduğuna göre benim gene olmazsa olmazlarımdan.
Bu değerli aktristin işte oyunculuk budur dedirtecek filmini görmem şart sanki.

1960'lı yıllarda geçen hikaye iki farklı geçmişi olan kadının dostluğu üzerine kurgulanmış. IMDB puanı 6.0.



4 yorum:

Gossipguy dedi ki...

Tüm filmleri incelemeye zamanı olmayanlar için harika bir rehber oldu bu. Çok teşekkürler Acıman!!!!

Aciman'ın Sanat Güncesi dedi ki...

Ben tesekkur ederim begendigin icin
sevgiler
aciman

Akın SARIÖZKAN dedi ki...

Ellerine sağlık Aciman, çok güzel ve faydalı olmuş bu yazı...

Mads Mikkelsen, Captain America'da da vardı değil mi?

Aciman'ın Sanat Güncesi dedi ki...

Akıncım cok tesekkurer. Begendigine cok sevindim. Mads Mikkelsen en son 3 Muskeeters de oynamıstı Orlando Bloom ile beraber. Captain Amerikayı seyretmedim. Genelde bagımsız Avrupa filmlerinde oyunuyor ama Hollywood yapımlarında da var artık
Sevgiler

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...