blues etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blues etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2014 Pazartesi

BU MELODY BAŞKA BİR MELODİ


İnsanın profesyonel kimliği ile doğumunda aldığı isim arasında ortak bir kader var mıdır acaba düşünemeden edemiyorum her Melody Gardot'u dinlerken.

Bugün onu yazmak, ondan bahsetmek, onu tanımayanlar içinde tanıştırmak istedim. Kendisi nerede karşıma çıkarsa çıksın herhangi bir radyo kanalı olsun televizyonda Live from Abbey Road Show, Late with Jools Holland olsun,dinlemekte öncelik verdiğim ve şapka çıkarttığım takip ettiğim sanatçılarımdan biridir.

Zaman zaman canım onu dinlemeyi çeker. Evet komik bir benzetme oldu sanki ama bu sesi dinlemek benim için çok sevdiğim bir tatlı ya da favori yemeği aş ermek gibi geliyor.





Melody Gardot,Phliadelphia Pennsylvania kökenli Grammy adaylığı olan jazz, akustik folk ve blues şarkıcısı ve bestecisidir. Aslında bu müthiş başarısının arkasında bambaşka bir hikaye var. Öğrendikten sonra kendisine duyduğum saygı sempatiye dönüştü. Belki de bir ilhama.

17 yaşında bisiklette giderken bir arabanın kendisine çarpması sonucu omuriliğinde ciddi bir hasar oluşuyor. Yaşaması bile mucize diyor doktorları.Uzun süre hastanede tedavi görürken kendi kendine gitar çalmayı öğreniyor ve şarkı bestelemeye başlıyor. İlham kaynağı ise Janis Joplin, Miles Davis Duke Ellington gibi isimler.

Budizm felsefesi ve makrobiyotik beslenme onun iyileşmesini sağlayan iki unsur hayatında.

Müzik kariyerinin dışında hala bir sürü hastane ve üniversitede yaşadığı tecrübeyi ve müzik terapisi ile nasıl beynini iyileştirdiğini anlatıp hastalara ilham kaynağı oluyor.

Makrobiyotik beslenme iri taneli tahıllarla beslenerek hastalıkların tedavisinde kullanılan Çin felsefesinden doğmuş bir akım. Ying ve Yang prensiplerinden oluşuyor. Çok fazla detaya girmedim burada o nedenle, daha fazla bilgiye burayı tıklarayarak ulaşabilirsiniz.makrobiyotik beslenme.

Bende ilk Melody'nin hayatını okurken bu akımla tanışmıştım. Paylaşmadan edemedim.

Uzun sözün kısası çok tatsız bir olay çok büyük bir başarı hikayesine, günümüzün en takdir edilen, festivalden festivale koşan bir sanatçının yaratılmasına sebebiyet vermiş.

Bugün bulunduğu yeri düşünecek olursak ne kadar  büyük bir ilham ve başarı hikayesi. Hayatta her şey mümkün demek ki.

Melody, kaza nedeniyle oluşmuş beyin travmasını ve bu kötü tecrübeyi atlatmış olsa da ışığa karşı aşırı oluşmuş olan hassasiyeti hala kendisine eşlik ediyor.

Bu nedenledir ki  Melody Gardot sürekli özel lensli gözlük takıyor.

Kendisini size dinletmeden önce onla ilgili başka bir nüansa daha değinmek istedim. Bakalım bana katılacak mısınız?

Aşağıda iki resim aynı kadın değil desem. Bende ilk gördüğümde bu baştaki resmini ne yalan söyleyeyim bir zamanlar çok popüler olan pop vokal Anastasia vardı ya o zannetmiştim.

Bu resimde bayağı bir benzerlik var bence. Yakından bakıldığında çok benzemiyorlar aslında ama Melody Gardot'u tanımayanlar bu resme bakınca bende oluşan çağrışımı yaşayabilirler.

Bu küçük tesadüfü de paylaştıktan sonra sizi bu müthiş sesin canlı bir performansı ile baş başa bıraksam iyi olacak.



5 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul Jazz festivali kapsamında İstanbul'da konser veren Melody umarım tekrar ülkemize gelir.

Onu artık her dinlediğinizde sizin de onu benim gibi yaşam hikayesini hatırlayarak başka bir boyutta dinleyeceğinizi düşünüyorum. Ne dersiniz?




22 Haziran 2012 Cuma

THE BLACK KEYS




Bugün size en sevdiğim gruplardan birini tanıtmak istedim. Ben onları son birkaç yıldır takip edip dinliyorum. Onlar, bu sene özellikle son albümlerinin verdiği başarı ile sadece Amerika'da değil tüm dünyada bilinir ve popüler olan The Black Keys Grubu.

"Lonely Boy" şarkıları ile kesin tanışmışsınızdır. Bayağı meşhur olan bu rock şarkısı albüm çıkmadan önce internet ortamında yayınlandı ve bir gecede bence gayet iyi olan 400.000 kere izlenme payı aldı.

Hakikatten kıpır kıpır olan Lonely Boy videosunu aşağıda paylaşacağım. Bu şarkı ile bence grup kemikleşmiş klasik blues ve eski blues rüzgarlarını modern rock tınılarıyla adeta bütünleştirip;bire bir rock müziğin gerçek ustaları olan İngiliz kökenli rock ve indie rock grupları ile aynı kategoride olduklarını ispat etti.

Her ne kadar bu şarkı diğer eski albümlerinde ki sevdiğim şarkılarına göre blues havasını minimize etmiş olsa bile garage, rock ve blues üçlemesi ile de dans parçası yaratmak ve 1 numaradan müzik listelerine girmek kariyer planlamaları açısından bakarsak çok iyi bir gelişme.


Grubun ilk kuruluş hikayesi 2001 yılında küçük bir garaja sığdırdıkları davul ve elektro gitarla yaptıkları demolarla başladı.

Komik ama inanın iki arkadaşın can sıkıntısından dolayı kuruldu grup.


 "Eh haydi müzik ruhun gıdasıdır, sıkılınca acıkırız, müzik bizi doyursun" zihniyetiyle doğan Amerikan Rüyası da bu olsa gerek.


Elinizdeki yeteneği şansa çevirip büyük kitlelere hitap eden ya da elinizdeki her ne ise büyük bedeller ile ödüllendirilme sanatı. 








Bu artan başarının sektörün en iyileri tarafından ödüllendirilmesi de iyi bir his olsa gerek. Rolling Stones dergisi bir önceki albümleri olan"Brothers" isimli albümlerini yılın en iyi ikinci albümü seçti.

O albüm de harikadır ki ne harikadır. Albümde en sevdiğim şarkılardan biri olan "Tighten Up" var. Aşağıda Jools Holland programına çıktıkları canlı performansları eşliğinde paylaşıyorum.


Umarım sizde benim kadar seversiniz. Son iş günündeyken yaklaşan hafta sonuna bizi hazırlayacak parçalar sanırım. 

Herkese iyi hafta sonları.











                                   



7 Mayıs 2012 Pazartesi

İDA SAND




"İda" ismi benim için çok özel. Sevgili rahmetli anneannemin adı .

İda isminde hangi bayanla tanışmışsam bana sanatı hatırlatan isimler olmuştur. Evet arkadaşlarımın bana taktığı isim olan "kültür mantarı" tabiri sevgili anneannem sayesindedir diyebilirim.

Bana çok küçük yaşımdan beri müzik sevgisini o aşılamıştır diyebilirim. Ne klas kadın idi . Huzur içinde uyusun.




27 Nisan akşamı bu büyülü sesli İsveçli sanatçı İstanbul'da idi. Maalesef iş nedeniyle konsere katılamadım. Ama o İKSV'de canlı canlı şarkılarını okur iken biz de ofiste eş zamanlama ile onu dinliyorduk.

Aklımda onla ilgili blogda yazı yazmak var idi. İstanbul'a geldiğini duyunca yazımı hazırlamak istedim. Araya bir sürü şey girdi maalesef.. iş, güç ,caz festivali der iken ancak bugün sizlerle paylaşabiliyorum.

Birazdan sesini paylaşacağım sizle. Çok çok güzel. Caz, gospel, blues ve soul soundlarını birleştirip hem kendi şarkılarını seslendiriyor hem de coverlar yapıyor ki  Eurythmics'in kült şarkısı "Here Comes the Rain Again " bir başka olmuş ki ne olmuş. Ayrıca başka bir kült şarkı olan "Ain't No Sunshine" şarkısını  bir de ondan dinleyin . Benim çok hoşuma gidiyor .

Sevdiğim ve müzik kalitesi yüksek,çok da bilinmeyen isimleri tanıtmak çok hoşuma gidiyor.

Eğer daha önce Mrs.Sand ile tanışmadıysanız umarım sizde benim kadar seversiniz. "Use Me" şarkısı favorilerim arasında.

Herkese çok güzel bir hafta diliyorum.















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...