jazz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jazz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2014 Pazartesi

SON İKİ HAFTADIR DİNLEDİĞİM EN GÜZEL SES


Bayılıyorum beni ilk dinlediğimde ele geçiren seslere. Hele sadece iş sadece sesle kalmayıp şarkılar ve tınılar da işlediyse içime. İşte budur, tamam oldu diyorum. Kat gönül listenin içine.

İşte gönül listeme eklediğim bu güzel ses ve sanatçıyı paylaşmak ve duyurmak istedim size.

Eğer bilen var ise hele de jazz dinlemeyi seviyorsa o kişilerin kesin benimle aynı fikirde olacaklarına inanıyorum.

Sevgili Jülide Özçelik'den bahsediyorum.


Bu yazıyı hazırlamadan önce kendisini tanımayan birkaç dostuma da dinlettim. Çok kısa sürede bağ kurdular. Bülbül gibi pırıl pırıl, insanı büyüleyen durulukta bir ses mübalağa etmezsem eğer. Çok çok iyi bir yorumcu Jülide, beğenmemek zor gibi.

Başka bir deyişle de ne mutlu bana benim gibi tepki vermeleri. Ben bayağı bayağı keyif aldım, Sonuç olarak Jazz İstanbul Volume 1 albümünü hemen satın alıp arşivime kattım.

Aslında yazımda özellikle belirtmek istediğim bir başka nüans olan jazz müziği için en çok sevindirici olduğunu düşündüğüm şey. O da ülkemizde çok ama çok çok  iyi jazz sanatçılarının var olması.

Özellikle bu akımın kraliçelerinden Birsen Tezer ekolünün farklı tarzlarla, farklı tatlarla birçok dinleyiciye ulaşıyor olması şahane .

Biraz da Jülide'den bahsederek asıl onu sizin muhteşem yorumları ile baş başa bırakmak istiyorum.

Lise eğitimini bitirdikten sonra müzik eğitimine Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin hafif batı müziği bölümünü kazanarak başladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi müzik bölümüne tam burs kazanarak giren Jülide, ensamble ve armonilerde çok çok başarılı.

Türkçe sözlü jazz yapmak projesi ile 2008 yılında çıkan albüm de özellikle Aşık Veysel'in "Kara Toprak" ve Neşet Ertaş'ın "Yalan Dünya"ve Pir Sultan Abdal'in "Geçti Dost Kervanı" şarkıları jazz soundu ile harmanlaşmış ve tek kelimeyle mükemmel.


Kendisinin bazı röportajlarında okuduğum ve çok hoşuma giden geri bildirimlerinden biri  jazz müziğinden öte asıl amacının Türkiyeli bir müzik yapmak istemiş olması.

Albümü yaparken hedeflenen şey, normal bir vatandaşta dinleyebilsin. Amaç gene jazz müziğini öne çıkarmak ama hiç jazz sevmeyen ya da normalde dinlemeyen kişilere de dokunabilmek.

Türkiye'de çok az bir kitle tarafından jazz dilenmesine rağmen ben bu tip sanatçılarla ve Türk müziğinin de jazz olarak söylenebilmesi fikri ile, jazz müziğinin daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum.

Jülide Özçelik ve albümde emeği geçen tüm müzisyenlere teşekkür ediyoruz. Harika bir albüm. Sıkılmadan keyifle dinleniyor. Herkese tavsiyemdir.











31 Ekim 2014 Cuma

LESZEK MOZDZER İLE İÇTEN BİR SOHBET


Geçen hafta Aciman'ın Sanat Güncesi olarak 24.Akbank Jazz Festivali açılışına gittik.

Festivalin iki tane ana açılış sanatçıları var idi. Lezsek Mozdzer vr China Moses.

China Moses; o da müthiş bir sesdir bu arada.




Akbank Sanat'a vardığımda güzel bir şeyler dinleyeceğimi biliyordum da Lezsek'in bu kadar başarılı ve seyirciyi kendine beş dakika içinde bağlayacak bir aurası olduğunu beklemiyordum açıkçası.

Hani klasik müzik sanatçıları daha bir mesafeli olur ya seyircisi ile. İşte yeni jenerasyona klasik müziği sevdirmeyi sağlayacak sır bence sanatçının o müthiş yeteneğini samimiyet ile seyirciye aktarıp bağ kurabilmesi.

Lezsek bunu tam anlamıyla başardı. Gerçekten çok esprili. Konserde ve konser sonrası bayağı güldürdü bizi.



Sonuç olarak o gece çok net, gerçekten sanatçı ruhlu bir insanla tanışıp klasik müzik,hayat ve evrensel konulardan konuştuk.


İstanbul'a bir daha ki gelişinde muhakkak tavsiye ediyorum kendisini izlemenizi. 1.5 saat ne kadar çabuk geçti,nasıl bitti anlamadık bile. Sahneden indikten sonra tekrar bis yapmasına rağmen salonda alkışlar dinmedi.





Biz ekip olarak Lezsek'i tanıdığımız ve çok kısıtlı bir süre içinde bize zaman ayırıp kalbinden geçenleri,sorularımızı içtenlikle cevaplayarak bizi esprileri ile güldürdüğü için ve son olarak sanatına, hayranlarına duyduğu saygıyı bizle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.






Size şimdi onun biraz kim olduğundan,başarılarından ve röportajımızda bize yanıtladığı cevaplardan bahsetmek istiyorum.

Beş yaşından beri klasik müzik eğitimi alan Polonya'nın en ünlü uluslararası sanatçısı olan
Lezsek,özellikle dünyada kendini Chopin gibi sanatçıların klasik eserlerini özgün jazz yorumları ile çalarak tanıtmıştır.

Festivalden festivale koşan sanatçı,İstanbul konseri öncesi Sırbistan'da konserini verdiğini, Akbank Jazz Festivali açışından sonra da Kopenhag Jazz festivalinde konser vereceğini söyledi bize.

Dünyanın jazz janrına ait en prestijli ödüllerinden biri olan Diamond Award'u kazanan en genç sanatçılardan birisidir. Klasik müzik piyanist ve besteci kimliğine ek Hollywood filmleri içinde beste yapmışlığı var.

Özellikle Roman Polanski'nin en kült filmlerinden biri olan "Rosemary'nin Bebeği" ve "Sudaki Bıçak" onu en etkileyen filmlerden olduğunu belirtti.Konserde bu nedenle, Rosemary'nin Bebeği isimli şarkıyı da çaldığını belirtti.



Aşağıda sizinle paylaşacağım ilk video"Rosemary's Baby". Özellikle duayen Marcus Miller ile beraber performans ettikleri canlı konser kaydını paylaşmak istiyorum.

Videodaki kalabalığa dikkatinizi çekmek isterim. Bu kadar kalabalık klasik müzik konseri mi olur diye düşünebilirsiniz. Evet oluyor. Darısı bizim ülkemizin de başına diyorum.



Sohbetimiz ilerledikçe klasik müzik anlayışının eskilerde ki gibi olmaması için 20.yüzyılın tüm teknik altyapısının kullanılması gerektiğini bunun içinde klasik müziğe jazz esintileri de katarak farklı melodik ve etkin bir soundla daha çok kişiye ulaşmayı hedeflediğini ifade etti.

Son olarak da Allah'ın ona verdiği bu güzel enerji ve yetenekle kendisinin insanlar için bir araç hatta köprü olduğunu, müziğiyle iletişim kurduğunu ve kendisine de en çok çok ilham veren şeyin bu köprü olgusu olduğunu belirtti.

Aklımda konserle ilgili net kalan olgulardan biri de hemen hemen  tüm eserlerinden buram buram melankoli ve romantizm kokuları yayılmış olması idi.

Dediğim gibi tekrar olur da konser için gelirse kaçırmayın. Klasik müzik sevmiyorsanız bile size sevdirebileceğini düşünüyorum. Kendisinin canlı performans da sunduğu resmi web sitesine göz atmak isterseniz tık tık.

Kaç klasik müzik sanatçısı sonuçta Nirvana çalar ki konserlerinde ya da albümünde yer verir?
O videoyu da aşağıda paylaşıyorum. Kendisi de sıkı bir Nirvana hayranı bu arada:)



 Madonna'nin "Music" isimli şarkısında ki sözlerini hatırlattı bu Nirvana hayranlığı. Ne dersiniz?

"Music makes the people come together"
"Music makes the bourgeoisie and rebel ........."


24 Şubat 2014 Pazartesi

BU MELODY BAŞKA BİR MELODİ


İnsanın profesyonel kimliği ile doğumunda aldığı isim arasında ortak bir kader var mıdır acaba düşünemeden edemiyorum her Melody Gardot'u dinlerken.

Bugün onu yazmak, ondan bahsetmek, onu tanımayanlar içinde tanıştırmak istedim. Kendisi nerede karşıma çıkarsa çıksın herhangi bir radyo kanalı olsun televizyonda Live from Abbey Road Show, Late with Jools Holland olsun,dinlemekte öncelik verdiğim ve şapka çıkarttığım takip ettiğim sanatçılarımdan biridir.

Zaman zaman canım onu dinlemeyi çeker. Evet komik bir benzetme oldu sanki ama bu sesi dinlemek benim için çok sevdiğim bir tatlı ya da favori yemeği aş ermek gibi geliyor.





Melody Gardot,Phliadelphia Pennsylvania kökenli Grammy adaylığı olan jazz, akustik folk ve blues şarkıcısı ve bestecisidir. Aslında bu müthiş başarısının arkasında bambaşka bir hikaye var. Öğrendikten sonra kendisine duyduğum saygı sempatiye dönüştü. Belki de bir ilhama.

17 yaşında bisiklette giderken bir arabanın kendisine çarpması sonucu omuriliğinde ciddi bir hasar oluşuyor. Yaşaması bile mucize diyor doktorları.Uzun süre hastanede tedavi görürken kendi kendine gitar çalmayı öğreniyor ve şarkı bestelemeye başlıyor. İlham kaynağı ise Janis Joplin, Miles Davis Duke Ellington gibi isimler.

Budizm felsefesi ve makrobiyotik beslenme onun iyileşmesini sağlayan iki unsur hayatında.

Müzik kariyerinin dışında hala bir sürü hastane ve üniversitede yaşadığı tecrübeyi ve müzik terapisi ile nasıl beynini iyileştirdiğini anlatıp hastalara ilham kaynağı oluyor.

Makrobiyotik beslenme iri taneli tahıllarla beslenerek hastalıkların tedavisinde kullanılan Çin felsefesinden doğmuş bir akım. Ying ve Yang prensiplerinden oluşuyor. Çok fazla detaya girmedim burada o nedenle, daha fazla bilgiye burayı tıklarayarak ulaşabilirsiniz.makrobiyotik beslenme.

Bende ilk Melody'nin hayatını okurken bu akımla tanışmıştım. Paylaşmadan edemedim.

Uzun sözün kısası çok tatsız bir olay çok büyük bir başarı hikayesine, günümüzün en takdir edilen, festivalden festivale koşan bir sanatçının yaratılmasına sebebiyet vermiş.

Bugün bulunduğu yeri düşünecek olursak ne kadar  büyük bir ilham ve başarı hikayesi. Hayatta her şey mümkün demek ki.

Melody, kaza nedeniyle oluşmuş beyin travmasını ve bu kötü tecrübeyi atlatmış olsa da ışığa karşı aşırı oluşmuş olan hassasiyeti hala kendisine eşlik ediyor.

Bu nedenledir ki  Melody Gardot sürekli özel lensli gözlük takıyor.

Kendisini size dinletmeden önce onla ilgili başka bir nüansa daha değinmek istedim. Bakalım bana katılacak mısınız?

Aşağıda iki resim aynı kadın değil desem. Bende ilk gördüğümde bu baştaki resmini ne yalan söyleyeyim bir zamanlar çok popüler olan pop vokal Anastasia vardı ya o zannetmiştim.

Bu resimde bayağı bir benzerlik var bence. Yakından bakıldığında çok benzemiyorlar aslında ama Melody Gardot'u tanımayanlar bu resme bakınca bende oluşan çağrışımı yaşayabilirler.

Bu küçük tesadüfü de paylaştıktan sonra sizi bu müthiş sesin canlı bir performansı ile baş başa bıraksam iyi olacak.



5 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul Jazz festivali kapsamında İstanbul'da konser veren Melody umarım tekrar ülkemize gelir.

Onu artık her dinlediğinizde sizin de onu benim gibi yaşam hikayesini hatırlayarak başka bir boyutta dinleyeceğinizi düşünüyorum. Ne dersiniz?




15 Eylül 2011 Perşembe

MULATU ASTATKE BÜNYEYE İYİ GELEN MÜZİK

Sevgili Babylon seni seviyorum. Bu kış sezonuna en iyilerle başlayarak beklenti çıtasını ne kadar yükselttiğinin farkında mısın?  21-22 Eylül gecesi 21.30 itibari ile konser verecek Mulatu Astatke konserinden bahsediyorum. Hiçbir şey düşünmeden müzik dinleyeme teslim olmanın en güzel şeklidir Mulatu Astatke. 
Berklee College'da okuyan ilk Afrikalı olması gibi bir özelliği olan bu büyük müzisyeni kaçırmayın. Beni en önlerde görebilirsiniz. Gelin jazz müziğinin güzel tınılarıyla beraber bu keyifli geceyi beraber geçirelim. Herkese şimdiden çok iyi eğlenceler diliyorum. Biletler 44,50TL.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...