müzikal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzikal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2013 Çarşamba

SMASH


Zaman zaman arkadaşlarım bana blogumda dizi tavsiyesi neden vermiyorum diye sorup duruyorlardı.

Blogumun içinde hiç bir zaman bir dizi tanıtımı yapmayı düşünmemiştim.

Daha ilk günden bugüne hep blog konseptime bağlı kalmayı seçip herhangi bir dizi tanıtmanın içeriğime uygun olmayacağı düşüncesindeydim. Ama sanırım bugüne kadarmış.




Bana bir arkadaşımın yurt dışından getirip paylaştığı ve ikinci sezonun yayınlanan en son bölümüne kadar çok keyif alarak seyrettiğim SMASH isimli harika bir müzikal yapımdan bahsetmek istiyorum.

En az sizde benim kadar Broadway müzikal showlarını yurt dışında takip edip biletleri ne kadar yüksek ücretli olursa olsun kaçırmayanlardansanız eminim bu diziye bayılacaksınız.

Marilyn Monroe'nun hayatını anlatan bir Broadway müzikalinin sıfırdan başlayıp show zamanına kadar geçen uzun ve zorlu yapım sürecini anlatmışlar.



Garanti ediyorum müzikal sevmeyenler bile hiç sıkılmadan izleyebilirler.Çok iyi kurgulanmış takip edilir bir konusu var.

Yazarlar, prodüktörler,dansçılar, Broadway divaları, ünlü yönetmenler, NewYork'un acımasız sanat camiası hepsi çok açık ve net bir şekilde karşınıza çıkacak.

Kadro harika. Debra Messing, Angelica Houston,Coupling dizisindeki sevimli İngiliz aktör Jack Davenport gibi bayağı ünlü sima var. Marily rolünü oynayan başrollerde ki iki bayanın sesleri inanılmaz. Esmer olan Katharine Mcphee, American Idol 5.sezon ikincisi, sarışın olan Megan Hilty çok ünlü bir Broadway sanatçısı.




Ama sanırım baş rolde benim için kaliteli müzik yer alıyor.

Dediğim gibi müzikler, şarkı sözleri olağanüstü. Konuk sanatçılarla beraber kulaklarınızın bütün pası da silinecek.

Birinci sezonda konuk sanatçılardan bazıları Uma Thurman, ikinci sezonda Jennifer Hudson, Lisa Minelli.

Broadway showlarının fikir aşamasından nasıl yıllar süren hit showlara dönüşmesini hep merak ederdim. Merakıma özel sanki benim için bu diziyi hazırlamışlar.

Yapımcılığını Steven Spielberg üstleniyor, kendisinin ne kadar harika işlere imza attığını tekrardan burada belirtmeme gerek yok.

Bu diziye de ne kadar klas bir dokunuş yaptığını gerek çekimlerden, gerek senaryodan, gerek de diğer klasik müzikal temalı film veya televizyon showlarından farklı olmasından anlayabiliyorsunuz.

Dizi zaten birinci sezonun üçüncü ya da dördüncü bölümü sonrası bayağı bir ivme kazanıyor. İkinci sezonda bayağı iyi.Tek negatif yorumum birinci sezona göre karakterleri çoğalttıkları için biraz  senaryo dağılmış ama daha fazla show müzik ve görsellik artmış.

Sonuç izlemesi çok keyifli.

Ülkemizde kablolu kanallarda henüz yer almıyor ama yer alırsa sakın kaçırmayın.
DVD sini bulabilirseniz de kesinlikle tavsiyemdir.


22 Ocak 2013 Salı

MÜTHİŞ BİR MÜZİKAL İZLEMEK İSTER MİSİNİZ?



Bugün sizlere çok çok uzun süredir gitmeye niyetlenip ama bir türlü bilet almayı başaramadığım aslında işin doğrusu her almaya çalıştığımda kapalı gişe olması nedeniyle gişeden geri döndüğüm muhteşem bir müzikal uyarlamasından bahsetmek istiyorum.

İş yerinden çok sevdiğim bir arkadaşımın bana yaptığı güzellik sayesinde bu pazar günü harika 3 saat geçirdiğim "Sidikli Kasabası Müzikali" orijinal adı ile "Urinetown" müzikalinden bahsetmek istiyorum.

Eylül 2001 yılından beri Broadway'de ve dünyada sergilenen, Amerika'da tiyatronun Oscar ödülleri olarak kabul gören "Tony" ödüllerinde 10 dalda aday olarak  “En İyi Müzik”, “En İyi Metin” kategorisinde Tony ödülünü kazanmış çok çok eğlenceli ve keyifli bir Broadway kökenli satirik müzikal "Sidikli Kasabası".

Satirik olgusu bir kişi, olay veya durumu iğneleyici sözler ve alaycı ifadelerle eleştirmeye verilen ad. Burada bu durum o kadar eğlenceli seyirciye yansıtılıyor ki yapılan eleştirilere gülüp geçiyorsunuz.

Off Broadway'den Broadway sahnelerine transfer olan oyun, dünyada da çok kez sahnelenmiş.

Ne güzel 2011 yılından beri de İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından Türkiye seyircisi ile buluştu ve buluşmaya devam edecek. Umarım önümüzdeki yıllarda da programlarında olur ve daha çok kişiye ulaşır.

İstanbul sahnelerinde müzikal yapıtlar hemen hemen hiçbir sanatsal faaliyetlerde yer almadığı için bu oyunu kaçırmamanızı şiddetle önererek oyun hakkında izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Oyun, dünyanın ısınıp suların azalması ile tuvalete girmeyi sınırlayarak özel bir şirketin denetiminde halkı yönetmesi,kurallara uymayanlarında "Sidikli Kasabası" isimli meçhul bir yere gönderilmeleri hakkında.






Oyun konusu ve sıra dışı kurgusu ile alışılmış mutlu sonlardan oluşmuyor ama size garanti edebilirim ki yüzünüzde kocaman bir gülümseme ve harika bir oyunmuş düşüncesi ile ayrılıyorsunuz salondan.


Aslında çok naif bir aşk hikayesi altında  olan bu kurgusal hikaye, bize dünyadaki yaptırımların, diktatörlüğün, köle sahip ilişkilerinin hala var olduğunu ve en önemli şeyin insanlık, özgürlük ve hoşgörü olması gerektiğini vurguluyor.

Aksi takdirde bu tarz dönemlerin yaratılıp var olacağı gibi bir süre sonrada yok olacağını dans müzik ve tiyatro kombinasyonu ile gösteriyor.

Zaten müzikal oyunları bu yüzden çok seviyorum. İçerik ve konu ne olursa olsun güzel etkili eğlendirici şarkılar, kostümler,toplu koreografi ile yapılan dans gösterileri ve tiyatro sanatı iç içe.




Yurt dışı gezilerimde de yapabildiğim kadar müzikalleri takip etmeye çalışıyorum. Ülkemizde neredeyse yok kadar az olan bu sanat dalına daha çok eğilseler ne kadar güzel olur.

Sadece devlet tiyatrolarının değil özel sektöründe bu alana el atmasını isterdim. Çünkü salon ve kaynak kısıtına rağmen biz de bu işi gayet iyi başarabiliyoruz. Bugün gösteri inanın çok başarılı idi. 2,5 hatta 3 saat hiç sıkılmadan yoğun bir gösteri eşliğinde su gibi akıp geçti diyebilirim.

Sanatçıların performansı şaşırtacak kadar başarılı idi. Hele ikinci perdede ben daha bir eğlenip daha çok güldüm. Matrix filminden kopup gelen slow motion hareketler ve çatıdan düşme sahneleri de çok etkileyici idi.

Ayrıca çok başarılı bir orkestradan ses ve ışık rejisinin etkisinden de bahsetmeden geçemeyeceğim.

Her ne kadar yabancı orijinli bir oyun olsa da biz Türklere yönelik espriler çok akıllıca içeriğe yerleştirilmiş. Özellikle hamile bayanın doğum yaptıktan sonra kafasına yerleştirilen lohusa taç çok komik idi.




Tabi favori iki oyuncumdan da bahsetmeden duramayacağım.

Baş rollerdeki iki genç solist yani aktör ve aktris gayet başarılı idi ama benim favorilerim yanda ki resimde de paylaştığım eşcinsel polis memuru canlandıran Efe Ünal ve eş zamanlı anlatıcı rolünde oynayan polis memuru Doruk Şengün oldu.




Sidikli Kasabası Ocak ayı boyunca Cevahir AVM içindeki Devlet Tiyatroları  Salon1'de oynadı. Ocak ayının gösterileri bitti.

Pazar günü dopdoluydu salon hatta merdivenlerde bile oturanlar var idi.Gençler,aileleri ile gelenler ama çoğunlukta genç nüfus hakimdi seyirci dağılımında. Bence harika bir şey bu.

Her ay oyun salon değiştiriyor ve bütün gösterilerin biletleri çıkar çıkmaz çok hızlı tükeniyor bu nedenle,şubat ayı biletleri çıkınca hemen almanızı tavsiye ederim. Harika bir şey seyredeceksiniz. Şiddetle tavsiye:)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...